Tutuşunuz Ne Kadar Güçlü

Sıradaki içerik:

Tutuşunuz Ne Kadar Güçlü

Tutuşunuz Ne Kadar Güçlü

avatar

nasilbe

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Kavrama Gücü Birçok Sağlık Koşulunda Azalır.

İnsan eli olağanüstü. Sadece fırlatmamıza, kapmamıza, tırmanmamıza ve bir şeyler toplamamıza izin vermekle kalmaz, aynı zamanda bir sağlık ölçüsü de olabilir. Araştırmacılar, bir kişinin kavrayışıyla üretebileceği kuvvet miktarını değerlendiren el kavrama gücünü kullanarak, yalnızca bir kişinin gücünü anlamakla kalmaz, aynı zamanda bir kişinin yaşlanma oranını da beliryebilir ve hatta kalp hastalığı gibi belirli sağlık koşullarını teşhis edebilir.

Kavrama gücü tipik olarak, bir kişinin bir bardağı tuttuğu şekilde dirsek yan tarafa sıkıştırılmış ve dik açılarda konumlandırılmış şekilde kavradığı bir dinamometre kullanılarak test edilir. Enstrüman daha sonra yaklaşık beş saniye sıkılır. Test her iki elle, genellikle her yandan üç sıkma ile yapılır ve ardından ortalama alınır. 20-30 yaş arası erkekler tipik olarak en büyük güce sahipken, 75 yaşın üzerindeki kadınlar en düşük güce sahiptir. 20-29 yaş arası kişilerde ortalama kavrama gücü erkekler için 46 kg, kadınlar için 29 kg’dır. Kişi 60-69 yaşına geldiğinde bu 39kg ve 23.5kg’a düşer.

Araştırmalar, aynı cinsiyetten ve yaş aralığındaki insanlara kıyasla ortalamanın altında bir kavrama gücüne sahip olmanın, kalp yetmezliği riskiyle ilişkili olduğunu, düşük kuvvetin kalbin yapısında ve işlevinde zararlı değişiklikleri gösterdiğini gösteriyor. Kavrama gücü, kanserden sağkalımı tahmin etmek için de yararlı olabilir. Hayatta kalma, kanser türü ve tanı zamanı gibi diğer faktörlere dayanmasına rağmen, bir çalışma, hastaların kavrama güçleri arttıkça küçük hücreli olmayan akciğer kanserinden sağ kalma olasılığının daha yüksek olduğunu buldu.

Erkeklerde kolorektal, prostat veya akciğer kanseri ve kadınlarda göğüs ve akciğer kanseri teşhisi konulması, 60-69 yaşlarındaki kişilerde kavrama gücünde beş kilogramlık bir azalma ile ilişkilidir. Kavrama gücündeki bu azalma, erkeklerde kolorektal kanserden ve kadınlarda meme kanserinden ölüm olasılığının daha yüksek olmasıyla da ilişkiliydi.

Obezite aynı zamanda daha sonraki yaşamda daha zayıf bir kavrama ile ilişkilidir. Kasın içinde ve çevresinde yağ bulunması kas verimini azaltır.

Diyabet ve kavrama gücüne bakan son çalışmalar, tip 2 diyabet geliştiren kişilerin kavrama gücünün daha zayıf olduğunu da göstermiştir. Bunun nedeni muhtemelen kaslardaki yağ varlığının, onları işlerini yapmada daha az verimli hale getirmesinden daha sonra hareketsizliğin artması ve kas düşüşünün kötüleşmesinden kaynaklanıyor. Kavrama gücü yaşla birlikte azalır. Araştırmalar, yaşlandıkça vücut kas kütlesini kaybettikçe kavrama gücünün azaldığını gösteriyor. Nedenlerini bir de kas kitlesi (ve işlevi) bir düşüş, Yaşlanma hızının orta yaştan itibaren 1 yılda%. Bu, 80-90 yaşlarında kas kütlesinin% 50’sine kadar bir kayıpla sonuçlanabilir.

Ancak yaşlanma, farklı insanlarda farklı oranlarda ilerler. Bu, sinyallerin o kadar hızlı gitmediği sinir sistemindeki yaşa bağlı değişikliklerden veya kollardaki kas kaybından kavrama gücünün azalabileceği anlamına gelir. Başka bir çalışma, yaşlı yetişkinlerde azalan kavrama gücünün daha düşük bilişsel işlevle ilişkili olduğunu göstermiştir. Kas dokusu kaybı, belirli sağlık koşulları geliştirdiğimizde ve yaşlandığımızda vücudun her yerinde meydana gelir. Bununla birlikte, birçok yerde gücü ölçmek zor olabilir, bu yüzden eller çok kullanışlıdır. Hem ince hem de kuvvetli hareketler üretme yetenekleri, onları genel sağlık için iyi bir vekil yapar.

Hastalıkla (kalp hastalığı, diyabet ve kanser dahil), kaslarımızın güç üretme ve işlev ve hareket etme yetenekleri kasılma kabiliyeti azalır. Bu, hareket veya uzun süreli hareket sağlamak için kalbin işlevinin azalması, kaslarda daha az verimlilik, yorgunluk veya kas kaybı gibi faktörlerin bir veya birkaç kombinasyonundan kaynaklanır. Daha düşük kas fonksiyonuna sahip olmak aynı zamanda kas dokusunun kaybına da neden olur ve bu doku kaybı daha sonra kas gücünün azalmasına ve aynı şeyi yapamamasına da yol açar. Bazı sağlık koşulları da yorgunluğa neden olabilir, bu da bizi hareket etme ve egzersiz yapma olasılığımızı azaltarak daha fazla kas kaybına ve gücün azalmasına neden olur.

Özellikle kanser, sindirim sistemimizin ne kadar iyi çalıştığını sınırlayarak, yiyecek tüketmeyi zorlaştırır ve iştahı azaltır. Yediğimiz yiyecekler özellikle protein kas kütlesini ve gücünü korumak için özellikle önemlidir. Bizi besleyecek ve bize enerji verecek uygun yiyecekler olmadan, vücut enerji üretmek için iç rezervlerinden yararlanmak zorundadır. Bunu yapmanın ana yollarından biri, kullanılmayan dokuyu yakmaktır ve kas, bu durum için favori bir yakıttır. Vücut kütlesi kaybı, vücudun doğal depolarını ve potansiyel olarak uzun süreli kronik hastalığı sürdürme yeteneğini azaltır.

İnsanların sağlığı korumak ve iyileştirmek veya en azından kas gücünü korumak için yapabileceği en önemli şeylerden biri egzersiz yapmaktır.

Vücudun dokulara “kullan ya da kaybet” yaklaşımı vardır ve kullanılmadığı takdirde kaslar parçalanır. Örneğin, ameliyattan sonra hastalara yürümenin kas ve kemik kaybını önlediği ve hastanede kalış sürelerini kısalttığı iyi bilinmektedir. Her iki durumda da güçlü bir el sıkışma, sizin hakkınızda düşündüğünüzden daha fazla bilgi sağlayabilir.

  • Site İçi Yorumlar

Aşağıdaki Boş Yeri Doldurun *Captcha loading...

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.